26/8/2008 - ÇAĞIR BENİİİİİ
Ay düşlerine yürüdüğümüz ayaz gecelerin parmaklarında yangınlar büyür Sonsuzluk kendi girdaplarında dönerken, mevsimler yüreğimizde küçülür Bir kadın yüreğindeki güllerle, kucağındaki sevdayla inadına aşka yürür Her aşk kendi mevsimini ararken, bir adam sonunda özlemin adresini bulur
Günlerin ertelenmiş hesaplaşmalarına yeni bir güneş doğmadan yürekteki bekleyişler huzurla birleşmez. Sarılmadan geçen saatler bitince göğsündeki salkımlarla dönersin geriye. Sana boşalan bir kadehten içemeden tutkunun damlalarını isyanlar sürersin dinlenmiş bedenine. Her kavganın galibi zamandır gülüm, özlemin biri biterken bir diğeri en gerçek duruşlarla bütündür. Aştığın yollar seni ona götürürken bu kez yargıladığın haklıdır, yollar özlemine taşıdıkça seni.
Sana biriken bir damarın kaynağına dokunacaksın birazdan. Avuçlarındaki kuru çizgileri dolaşacak en deli coşkular. Bahanesi çürümüş kaçışların yeni buluşma mekânlarında gözleriyle soyacak bir adam uykusuz diriliğini. Üçe bölerek arzulu dudaklarıyla özlemler akıtacak, günlerdir bana suskun dudaklarına. Pişmanlıklar tükenecek ve bir alevin dansı içine girecek, gelgitlerle damarların kasılacak ve işte o an ismim diline dolaşacak, işte o an aşk burada seni sensiz yaşayacak.
Sancılı sular geçiyor yüreğimden yar, öfkemi gizleyemiyor yosunlar. Hangi derdin damarını bulur ellerin, uzak diyarlarda gizlerken seni korkak geceler. Çoğul sızılar kemiriyor günlerimi yar, zamansız gidişlerle kalırken buruk bir şarkıya sarılıyor sevgiler. Kor düşüyor saatlerin zembereğine yar, ben düşlerin onulmazlığında tükenirken her sonbahar. Bir gemi suları yarıyor yar, maviler renkleri gizlemek isterken yarım kalıyor şarkılar.
Susuşların sessiz tarlalarına karanfil ektim, bulut gözlerinden yaşam suları dökülürken. Yangınlar sıvadım sevdalı yüreğime, hercai iklimler kapıma dayanınca. Göğsündeki engin okyanuslarda gemiler yüzdürdüm, mutluluğun adalarına iki kişilik yaşamlar taşımak için. Aralandı dudakların, sevinçlerle mutlandı yanakların ve gönlümü dolaştı avuçların. Ateşler yaktık uzaklarda, dumanlar savurduk buralara ve düşlerin müzikleriyle uyandık özgür sabahlara.
Sızılarla sarmaladığımız günlüğümüzün uzak kentlerine akşamın rüzgârı inince azalır yüreğimizdeki içli ter. Yel çarpar ansız gövdemize, kulağımıza dolar o hüzzam şarkı..........
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/8/2008 - DALGA İLE KIYININ AŞKI
Dalga ile kıyının aşkını bilir misin? Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga, Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya. Dalga, seven kıyı, sevilendir. Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga Ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca İşte, ben de seni böyle severim yar. Yar, bilir misin dağ başinda açan uçurum çiçeklerini? Bilirler görünmeyeceklerini... Sevilmeyeceklerini... Koklanmayacaklarını... Okşanmayacaklarını... Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle. Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını İşte, ben de seni böyle beklerim yar. Yar, ipek böceğini bilir misin? Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını Ama aşkına feda eder kendini. Öyle verir kendini yarenine korkusuzca İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar. Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ? Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için Öyle zorludur ki ayrılmaları Verir meyvesini ağaç meyve tohum olur, tohum kök olur Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden İşte bende böyle yar; Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak için....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/8/2008 - AŞKIN GÖZYAŞLARI.............
AŞKIN GÖZ YAŞLARI Yerden usulca kalktı ve yüzünü gökyüzüne döndü. Rüzgar sanki bedenini alıp götürecekmiş gibi esiyordu. Bedeni ise ona inat ayakta durmaya çalışıyormuş gibi hafif sallanarak dimdik ayaktaydı. Gözyaşları gözlerinden hırçınca çıkıyor, yanaklarından hızla süzülüp, yüreğine yavaşça akıyordu. Delip geçiyordu yağmur her yerini. Düşündüğü hatıralar yağmurla bir bir akıp gidiyordu içinden. Bir ara hatıraların birinde düşecekmiş gibi oldu. Eğer güçlü olmasaydı biliyordu ki o anda yere yığılıp kalacak ve bir daha kalkamayacaktı. Ölmek onun için aslında bir şey ifade etmiyordu. Ölse de olurdu, yaşasa da. Ölümü düşünmek için önünde yıllar varken o yaşa şimdiden girmişti... O zaman neye direniyordu? Ölmeyi istiyorsa neden hala yaşıyordu? Aslında bizim gibi o da bilmiyordu bu sorunun cevabını. Belki de onu yeniden kazanabilirim umudu içindi, yaşamayı seçmesi. Zor bir ihtimaldi belki de ama herşeye değerdi.Kimse bilmiyordu içinde kopan fırtınaları, yaralandığını, savunmasız olduğunu. Dayanabilir sanıyorlardı oysa o çoktan yenilmişti. Gözyaşları yağmurla birleşip adeta göl oluşturmuşlardı. Saçlarında sanki bir ayrilik ezgisi dolaşıyordu. Kimdi? Neden böyleydi? Neler yaşamıştı hayatın ve gerçeğin soğukluğunda... Sevginin güzelliğini çoktan unutmuştu. Çok denemişti ondan sonra ama olmamıştı. Yapamamıştı. Kimdi onu bu kadar yaralayan? Yakalanamayan bir yüz mü yoksa bir ses mi? Ondan gelecek tek bir haber bile yeterdi yaşamasına. Zaten bunun için yaşamıyor muydu? Tek bir ses her şeyi yapmasına yeterdi.Gel dese gelir, öl dese ölürdü. Yağmur bir anda dinince, ilişkilerininde bir anda böyle nedensiz ansızın bitivermesini hatırladı. Hayatında ilk defa mi seviyordu? Yok ikinci kez. İlkinde aşık olmuştu ama ikinci de tutulmuştu. Değişik bir sevgiydi onunki. Hem seviyor hem de nefret edebiliyordu. Yüreğinde iki zıt duyguyu aynı insan için besleyebiliyordu. Özlemi giderek artıyordu tıpkı denizin duvara hırçınca çarpması gibi özlemleri de kendisine çarparak büyüyordu. Buna bir türlü engel olamıyordu. Delicesine seviyor, delicesine özlüyor, delicesine kıskanıyor ve delicesine kin duyuyordu. Bitmeyen, yoğun duygulardı onun için. Aylardır tek başına sürdürüyordu içinde bu sevdayı. Aslında o bir ölüyü özlüyor ve seviyordu. Ölüden hiç bir farkı olmayan bir erkeğe böyle delicesine bağlanabiliyordu. Ölü biriydi çünkü onun ne sesini duyabiliyordu, ne kendisini görebiliyordu ve her şeyden önemlisi bir kalbi yoktu. Kısa bir süre içinde onu etkilemeyi başarmıştı. Önceleri farketmemişti onu bu kadar çok sevdiğini. Güçlü sanıyordu kendini ama her görüşmelerinde yanan bir mum gibi eriyordu yavaş yavaş. Sonuna kadar yanacağını düşünürken bir rüzgarla sönü vermişti mum. Çoktan sönmüştü de nedense dumanı hala daha sürüyordu. Ona yenilmişti ve ona karşı çok zayıftı. Karanlık çoktan çökmüştü ama o hala daha aynı yerdeydi. Bu akşam dolunay vardı gökyüzünde ve yıldızlar her zamankinden daha parlaktı. Oysa o bu güzellikleri göremeyecek kadar yastaydı. Bazen boşversede bu sevgiyi, özlem nöbetleri dinmek bilmiyordu. Birden haykırmaya başladı :
"NEDEN?"
Durmak bilmiyordu defalarca haykırdı en sonunda yoruldu ve yere çöküp ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra, gözyaşlarına engel olamıyordu. Birden sıcak bir el dokundu omzuna. O sandı birden ve aniden döndü ama o değildi.
"Lütfen artık içeri girin"dedi.Ayağa kalktı ve yavaş yavaş yürümeye başladılar içeriye doğru. Geride sadece deniz köpüklü, kollarını iki yana açmış, gel bana dercesine bir erkek resmi kaldı deliler hastanesinin o yalnızlık bahçesinde....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/8/2008 - Ssensiz bir geceye inattttttt
Aşkımmm;Seni çoookkk çokkkkk seviyorum Senin olmadığın bir geceyi daha arkam da bıraktım yeni bir güne seni düşünerek seni ösleyerek başladımm..Sabahın ilk ışıklarını seninle karşılmak isterdimm... Aşkımmmmmmmmm,,,,,,,,Canımmmmmmmmmmmmmm,,,,,,,,,Herşeyimmmmmmmmmmmmm,,,,,,,,,,,
Canımınn içiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii,,,,,,,,,,,Bebişimmmmmmmmmmmmmm
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yüreğimi kapattığım anda bir fırtınadan kaçmaya çalışan gemilerin limana sığınması gibi sana sığındım.Gecem oldun ,gündüzüm oldun gözyalerimde saklı inci tanem oldun ağlamaktan korktum gözlerimden damla damla düşüp kaybolacaksın diye.Seni çok seviyorum.
Kategoriler
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım dolunayayazi yalnzkurt postaci2937 birguzelciftiz elf123 birnefesim hasretinleyim
|